Ekrem UYGURHAN
Çin’in Gazze ve Filistin meselesindeki tutumu ile Doğu Türkistan meselesindeki tutumu üzerine bir değerlendirme. Çin’in Müslümanlar meselesinde iki yüzlü bir tutum sergilediği biliniyor:
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Gazze’de gerçekleşen soykırım insan vicdanının kabul edemeyeceği bir durumdur” dedi.
Peki neden Çin hükümeti, Filistin ve İsrail arasındaki çatışmada Filistin ve Hamas’ın yanında yer alıp, Arap Müslüman Filistinlilere sempati duyduğunu ifade ediyor? Gerçekte ise Çin hükümeti, Doğu Türkistan’daki Uygur Müslümanlarına karşı soykırım yapıyor! Milyonlarca masum insanı öldürdüler, diğer milyonlarcasını ise kamplara ve hapishanelere koyup, onlara ağır fiziksel işkenceler yapıyorlar, onları diğer ülkelerdeki aileleri ve akrabalarıyla iletişim kurmaktan men ediyorlar. Buna rağmen Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Gazze meselesi hakkında utanmadan bu sözleri nasıl söyleyebiliyor? Oysa ki Çin devleti, Doğu Türkistan da insan aklı ve vicdanının kabul edemeyeceği en korkunç suçları işliyor!
**Çin Komünist Devleti’nin Bu Hileli Siyasetteki Amacı Nedir?**
Çin’in amacı, 1949’dan beri işgal ettiği Doğu Türkistan’da işlediği korkunç suçları örtbas etmek, sinsi, kurnaz ve ikiyüzlü karakteri gizlemek, Araplar ve Müslümanlar nezdinde kendini insanî bir devlet olarak tanıtmak. Bunu, Filistinlilere sahte bir şekilde sempati göstererek yapıyor ve Uygur Müslümanlarını Arap Müslüman kardeşlerinden ayırmayı hedefliyor. Çin, bu politikayla Arap dünyasının sempatisini kazanmak, Amerika ve Batı’dan uzaklaştırmak, kendisini Arap bölgesinde insanî bir alternatif olarak sunmak istiyor. Bu hilelerin hepsi, bölgedeki ekonomik ve siyasi nüfuzunu genişletme çabalarının bir parçası.
Biz, Arap Müslüman kardeşlerimizi, Çin hükümetinin bu sinsi planlarından şiddetle uyarıyoruz ve onlara bu devlete güvenmemelerini tavsiye ediyoruz! Çin’in baskıcı yönetimi, Doğu Türkistan’da 16.000’den fazla camiyi yıktı, Kur’an-ı Kerim’i, tefsirleri, hadis kitaplarını ve sayısız İslami ilim kitabını yaktı. Ayrıca Arapça kitapların her türlüsünü yasakladı ve Arapça dilinin öğretilmesini ve öğrenilmesini sıkı bir şekilde engelledi. Böylece oradaki İslam, ruhsuz bir beden haline geldi; Müslümanlar ise dini duygulardan yoksun, yetim bırakıldı. Çin hükümeti, dünyayı kandırmak ve göz boyamak için turistik bölgelerde birkaç camiyi bıraktı.
Aynı zamanda Arap Müslüman kardeşlerimize şunu söylüyoruz: Çinli ateist yetkililerin Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği soykırım, İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği soykırımdan çok daha kötüdür. Her ikiside kötülüktür , Allah söylediklerimize şahittir. Bu durumu, ünlü davetçi Dr. Zakir Naik ve Mahmoud al-Hasanat da dile getirmiştir.
Çinlilerin İslam ve Müslümanların en kötü düşmanlarından biri olduğunu kuvvetle vurguluyoruz! Şöyle bir örnek verelim: Televizyonda görüyoruz ve haberlerde okuyoruz ki Batı’dan bazı insanlar İslam’a geçiyor ve Müslüman oluyorlar. Ancak, Çinlilerden birinin İslam’a geçtiğini veya Müslüman olduğunu herhangi bir haberde bulabiliyor muyuz?
Başka bir örnek: Talas Savaşı.
Dünya halkları Filistin’de gerçekleşen korkunç soykırımı izliyor ve bu insanların korkunç bir baskı altında olduklarını dünyaya duyuruyorlar. Bu nedenle, vicdan sahibi insanlar, İsrail’in baskılarına karşı her türlü yolu kullanarak direniyorlar. Ayrıca, bazı imkânlara sahip olan ülkeler ve bireyler, masum Filistin halkına çeşitli yollarla yardım ediyor. Ne yazık ki, Doğu Türkistan’daki durum, Filistin’den çok farklı. Doğu Türkistan, adeta bir hapishane gibi; orada bir Müslüman, maruz kaldığı zulmü ifade edemez ya da Doğu Türkistan sınırları dışındaki insanlarla iletişim kuramaz, çünkü Çin yetkililerinin sıkı denetimi altındadır. Hatta yabancı medya çalışanları bile haberleri kolayca ve tam güvenilirlikle yayamazlar; sadece önceden planlanmış yerleri ve kişileri ziyaret edebilirler ve bu belirlenmiş yerlerin ötesine geçemezler. Doğu Türkistanlılar ise, Çinli yetkililerin dayattığı şeylerin dışında konuşamaz ve gerçek durumu kesinlikle yayamazlar. Gerçek haberleri ortaya çıkaran gazeteciler ise bölgeden uzaklaştırılır ve sınır dışı edilir; daha sonra Doğu Türkistan’a girişi tamamen yasaklanabilir ya da sıkı denetim ve taahhütlerle girişine izin verilir.
Geçen yıl Çin hükümeti, bazı ülkeler tarafından Doğu Türkistan’a gönderilen soruşturma ekibini önceden hazırlanmış yerlere götürdü ve sahte haberler yayımladı. Ancak yine de kendilerini dünyaya istedikleri gibi tanıtmayı başaramadılar.
Bazı Arap dostlarımız bu sözlerimizden şaşırabilir ve bu duruma inanmayabilirler, fakat gerçek şu ki durum insanın hayal edebileceğinden çok daha kötü. Biz bu acıları dile getirirken, Arap Müslüman kardeşlerimize Çinlilerin yardımlarını kabul etmeyin demiyoruz, ya da onlara karşı savaş ilan edin demiyoruz. Ancak onlardan, Uygur Müslüman kardeşlerinize karşı işlenen bu suçlar hakkında sessiz kalmamalarını istiyoruz! Özellikle de bazı Arap ülkelerinin Birleşmiş Milletler’de Çin’in yanında durup, Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği soykırımı kınayan bir BM tasarısına karşı oy kullandıkları gibi, siyasi olarak desteklememelerini istiyoruz. O ülkelerin isimlerini burada vermeye gerek yok, zaten hepiniz biliyorsunuz.
Atalarımızdan kalma bir söz vardır: “Kurdun ağzından kaçıp tilkinin ağzına düşme.”
Biz burada, Çin hükümetinin Arap İslam dünyasının yanında durmaması ya da onlara yardım etmemesi gerektiğini söylemiyoruz. Ancak, neden Çin yönetimi bu tür tiyatrolar ve sahte oyunlar oynuyor?
Arap kardeşlerimizin, küresel siyasetin kazanan zorba tarafından yönlendirilen treninde sadece birer yolcu olmasını istemiyoruz! Aksine, Müslümanların doğudan batıya fayda sağlayacağı küresel kararların en önemli yapıcılarından biri olmalarını umut ediyoruz. O zaman, nerede olursa olsun, bu rolü üstlenen herkesin yanında olacağız.
Son olarak, Çin yönetimini, korkakların işine başvurmamaya, Uygur Müslümanlarının acılarını Arap kardeşlerinden ayırarak fitne çıkarmamaya davet ediyoruz. Gazze’de yaşananlar yani Çin hükümetinin kınadığı şeyler, farıklı bir şekilde Doğu Türkistan’da zalim çin yönetimi tarafından yapılmıştır.
Zalimlere şunu da hatırlatırız ki, zorba olanların yaptıkları asla unutulmaz ve zamanla silinmez; mazlumun zalimden hakkını alacağı gün mutlaka gelecektir. Pek çok ulus, toprakları, inançları ve gelenekleri işgal edildiğinde zulme boyun eğmedi; aksine, bağımsızlık ve özgürlük için canları ve mallarıyla mücadele ettiler ve en sonunda özgürlük gününe ulaştılar, işgalcileri topraklarından kovarak haklarını geri aldılar.
Zalimlere karşı dönen devran her zaman vardır !


